İyi planlanıp uygulandıklarında, promosyonlar çok etkili araçlardır. Doğrudan satış şirketleri tarafından da, ayrıca doğrudan satış ekip liderleri tarafından da sıklıkla kullanılırlar. Promosyonların bazıları başarılı olurken bazıları ise hedeflenenin çok uzağında kalırlar. Peki bir promosyon hazırladığımızda elimizden gelenin en iyisini yaptığımıza emin miyiz? Gelin, birlikte bakalım…
Amaçlar (Biz bunu neden yapıyoruz?)
Bu, ilk adımdır. Bu adımda genellikle yapılan hatalar yanlış amaç belirlemek ya da birbiriyle çelişen, birden fazla amaca yönelmek olarak karşımıza çıkar. Bir promosyonun amacı bizim sektörümüzde yeni müşteri kazanımı, kayıtları artırmak, çapraz satışlar yapmak, aktiviteyi yükseltmek v.b. olabilir.
Hedefler (Rakamsal olarak nereye ulaşmak istiyoruz?)
Hassas hedefler koyabilmek için elde geçmişe ait istatistiksel veri olması şarttır. Fakat çoğu kez bu lüksümüz yoktur. O nedenle de deneyimlere ya da sezgilere güvenmek zorunda kalırız. Konulan hedeflerin gerçekçi hedefler (ne çok iyimser, ne de çok kötümser) olmaları çok önemlidir.
Ödül (“Havuç” ne olacak?)
a. Havuç?
Promosyonun planlanması sürecindeki en önemli adımlardan biridir. Genel bir ilke olarak “havuç”, istenen aksiyonu oluşturacak her şey olabilir. Zaten satılmayan bir ürünü ödül olarak koymak, çoğu zaman yanlış bir seçimdir. Talep görmeyen bir ürün nasıl olsun da mucizevi bir şekilde bir promosyonu başarılı kılsın?
Burada diğer bir önemli konu da, ödülün değeridir. Hiç unutmamalıyız ki bir ödülün algılanan değeri ile bize olan maliyeti, çok farklı kavramlardır. Bunlar birbirine ne kadar uzaksa, ödülün başarılı olma şansı da o denli yüksektir.
b. Hangi seviyede başarıyı ödüllendireceğiz?
Çok önemli bir karar daha… Elbette arzu edilen, “yapılabileceğin en iyisi” dir. Fakat çoğu kez, yapılabileceğin en iyisinin ne olduğunu önceden kestirebilmek o kadar da kolay değildir. Eğer çıtayı çok yükseğe koyarsanız promosyonunuz çalışmayacaktır, çok düşük tutarsanız da promosyonun size maliyeti büyük olacaktır.
Kontrol (Ya promosyon yolundan çıkarsa?)
Bazı promosyonlar maliyetlidir. Bazıları da çok maliyetlidir. Eğer bu baştan biliniyorsa, bunda sorun yoktur. Ama kontrol, bu gibi promosyonlarda daha da büyük önem taşır.
Birinci günden itibaren, promosyon kontrol altında tutulmalıdır. Yani, promosyonun elde olmayan nedenlerle amacından sapmakta olduğunun ilk ışıkları geldiğinde elinizde bunu önleyecek araçlarınız olmalıdır.
İletişim (Ne zaman ve neyi söyleyeceğiz?)
Ne yazık ki iletişim, bu süreçte en çok ihmal edilen adımdır. Bir promosyon ne kadar iyi planlanırsa planlanmış olsun, iyi ve zamanında duyurulmazsa başarı şansı yoktur. Promosyonda taraf olan herkes, kampanyaya tepki verecek yeterli bir süre önce ve kapsamlı olarak bilgi sahibi olmalıdır.
Ölçüm (Sahi, biz promosyonu neden yapmıştık?)
İstisnasız her promosyon, ölçülmelidir. Bu iki nedenle yapılır: 1) Hedeflerden ne kadar saptığımızı görmek için. 2) Daha da önemlisi, gelecekteki promosyonlara dersler çıkarmak için.
Cezalandırma (Başarısız olursa kimi suçlayacağız?)
Eğer bir promosyon beklenen sonuçlara ulaşmadıysa, bir takım dış etkenlerden şikayet etmenin gerçekten bir anlamı yoktur. Belli ki, yukarıdaki adımların birinde (hatta belki birden fazlasında) bir şeyleri yanlış yapmışızdır.
2012’nin ilk çeyreği halka açık en büyük altı doğrudan satış şirketi için karışık duygularla kapandı. Şirketlerden üçünde sevinç varken, diğer üçünde durum biraz farklıydı.
Bir trendin içinde yaşıyorsak eğer, o trendi derinliğine kavramak mümkün olmayabiliyor çoğu kez. Şu anda doğrudan satışta olan birçok kişi de bence bu durumda. Öte yandan, sektörün içinden geçmekte olduğu dönüşüm ise gerçekten çok büyük ve önemli. Evet, doğrudan satışın dijitalleşmesinden söz ediyorum.

