“BurnLounge” Kararının Anlam ve Önemi

ftcGlobal doğrudan satış sektörünü yakından izleyenler hatırlayacaktır, Haziran 2014′te ABD’de bir mahkeme kararı açıklandı. Dava, Federal Ticaret Komisyonu (FTC) tarafından BurnLounge isimli firmaya karşı açılmıştı.

BurnLounge, müzik parçaları satan bir dijital platformdu. FTC,

1) Bu şirkete katılıp, satış yapabilmek için para ödemek zorunda olunması ve

2) Üye kazançlarının aslında bu yeni katılımcı paralarından oluştuğu,

gerekçeleriyle BurnLounge’un bir piramit düzen olduğu düşüncesindeydi.

Mahkeme de aynen bu yönde karar verdi ve BurnLounge’un kapatılmasına hükmetti.

Mahkeme, kararında bir hususa daha yer verdi ve dedi ki, “BurnLounge’un kurduğu sistemde distribütörlerin satış yapmaları ikincil önemdedir. Yeni distribütörleri çekebilmek için de müzik parçalarının satışından para kazanmak değil, sistemdeki para ödüllerini kazanma şansı kullanılmaktadır.” Biraz karışık olduğunun farkındayım ama işin özünde, bu şirket ürün satışıyla falan ilgili değil, üyelerine yeni katılımcıların yatırdıkları ücretlerden para kazandırıyor deniyordu.

Buraya kadar aslında bize yabancı ya da bizi yadırgatıcı bir husus yok. Eğer bir şirket ürün satışları üzerinden değil de başlangıç ücretleri üzerinden gelir sağlıyorsa bu bir piramit düzendir, nokta. Bu konu, bizim yeni tüketici yasasının 80. maddesinde de bu şekilde yer almıştır.

Fakat BurnLounge kararıyla başka bir hüküm daha verilmiş oldu. O da, doğrudan satışçıların müşterilerine yaptıkları ürün satışlarının yanında kendi kullanımları için aldıkları ürünlerden de kazanç elde etmeleriyle ilgiliydi. Mahkeme bu konuda aynen şöyle dedi: “BurnLounge distribütörleri, kendi kullanımları için yaptıkları alımlarda birer ‘nihai tüketici’dirler. ‘Dahili satış’ ise tek başına olarak BurnLounge’un bir piramit düzen olarak nitelenmesine yol açmaz.”

Bu “dahilde tüketim” konusu, doğrudan satış sektörüyle ilgili kurumlar ve akademisyenlerce üzerinde fikir birliği oluşmuş bir konu değil. Bu alanda kafalar çok karışıktı. İşte bu kararla birlikte ilk defa bir mahkeme, distribütörlerin kendi alımlarından kazanç elde etmelerinin meşru olduğuna hükmediyordu. Böylece meşru iş yapan doğrudan satış şirketleriyle saadet zincirleri arasındaki fark da bir nebze daha berrak hale gelmiş oldu.

Benim bu konudaki düşüncem çok açık: İlke olarak doğrudan satışçılar, kendi ürün kullanımları karşılığında kazanç sağlayabilmeliler. Bunu söyledikten sonra da, bunun piramit düzene kayması ve kötü niyetle kullanılması olasılığını göz ardı etmediğimi eklemeliyim. Bu risk vardır. Ancak yapılan alımların meşru olduğunu bize gösterecek göstergeler de var elbette:

1) Ürünlerin tüm nihai kullanıcılara gerçekten değer ifade etmesi ve dolayısıyla doğrudan satııçıların o ürünleri başkalarına da satabiliyor olmaları,

2) Kişisel alımların “makul” düzeyde olması.

………..

Bu konuda daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler, aşağıdaki linkleri tıklayabilirler:

BurnLounge Decision: Window of Opportunity for FTC and Industry

The BurnLounge Court Decision Clears the Air on Many Issues

Battle Over BurnLounge: Both Sides Claiming Victory


Copyright © Doğrudan Satış Dünyası. Tüm hakları saklıdır.


Post to Twitter